Ankara’dan avukatın biri ilçemize duruşmaya gelmiş. Gelmişken, Cuma namazını da eda edeyim demiş….. Camide, ne görsün. Kaymakam koruması polis memuru, ayakkabı ve kerata tutuyor.
Hemen, telefona sarılmış ve görüntüyü almış.
Sonra da bunu paylaşmış.
Olaydan tüm dünyanın haberi olmuş. İyi mi yapmış kötü mü yapmış anlayamadık.. Zaten kendisi de televizyon programlarına çıkan bir isimmiş. Böylece ününe ün katmış.
Türkiye genelinde, kaymakama vuran vurana bir durum yaşanırken, ilçemizde de yağcılığa ulaşan bir övgü furyası başlamış.
Neresinden tutsanız elinizde kalan bir durum ortaya çıkmış.
Dört ay önce ilçeye atanan kaymakam, köylüyle, halkla, kurum ve kuruluşlarla iyi ilişki kurmuş. Bu dört ay içinde Yenice’miz ve köylerimiz için neler yapmış bilemiyoruz. Bilenler açıklarlarsa memnun oluruz.
Otuz yaşında genç bir kaymakamı küçük yerlere gönderen anlayış, onları ne yazık ki, kurtlar sofrasının ortasına atıyor. Sözüm ona buralarda deneyim sahibi olacaklar ve ilerleyecekler.
Genç kaymakamın, bilerek ya da isteyerek daha da ileri giderek söyleyelim, korumasına “ayakkabılarımı tut” emrini vereceğine olasılık vermiyoruz. Bu belki korumanın saygıdan kaynaklanan bir tutumudur. Korumanın da, avukata, “emir kuluyuz” dediğini sanmıyoruz. Kendiliğinden gelişen bir olay gibi geliyor bize.
30 yaşında, bir ilçeye mülki amir olarak atanan bir kişi, idealisttir. O nedenle bir şeyler yapma çabasında olur.
Avukat beyimiz, bu olaya odaklanacağına, laikliğin ayaklar altına alındığı başka uygulamalara baksa idi takdir ederdik. Bu tam anlamıyla durumdan vazife çıkarma durumu olduğu için “bravo” diyemiyoruz.
Övgüyü, yağcılık katına çıkaranlara ise önerimiz, bu ilçenin çok daha büyük sorunları var. Ses getirecek bir şekilde onları dile getirin ve eyleme dönüştürün. Yağcılık kervanına katılarak, kaymakamı koruduğunuzu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.. Kaymakama kötülük ettiğinizin farkında değilsiniz.
Kaymakamımız, iyi niyetle avukatı aramış ve durumdan duyduğu üzüntüyü belirtmiş. Ancak, avukat bu insani durumu bile istismar etmiş.
Kısacası, ilçemiz hatta Türkiye’miz bu olayla meşgul oldu.
Dileriz, kaymakam bu olaydan gerekli dersleri çıkarmıştır. Tam anlamıyla, “bin nasihat, bir musibet” olayıdır bu.












