Yücel Huzurevi Denetleniyor mu?

Alt kat komşumuzun evinden yükselen telaşlı sesler üzerine rahmetli annem hemen aşağıya inmişti. Evde büyük bir panik vardı. Küçük Uğur’un ayağı alaturka tuvalet taşının içine sıkışmış, annesi ise korku ve telaş içinde ne yapacağını bilemez halde çocuğun ayağını çıkarmaya çalışıyordu.

Rahmetli annem, her zaman olduğu gibi sakinliği ve pratik zekâsıyla duruma müdahale etmiş, kısa sürede çocuğun sıkışan ayağını kurtarmıştı.

Belki de bundan 50-60 yıl önce yaşanan sıradan bir ev kazasıydı bu…

Peki o yaramaz çocuk kimdi?

Ünlü sanatçı Uğur Yücel değil…

Karabük’ün yetiştirdiği önemli iş insanlarından, Çelsentaş’ın sahibi, Yücel Boru ve Yücel Boru Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Yücel…

*

Aldığım üzücü haberle bir kez daha geçmişe gittim.

“Uğur ağabey” diyorum çünkü sadece Karabük’ün önemli bir sanayicisi değil, aynı zamanda yıllarca alt kat komşumuz olan bir insandı.

Fotoğrafta gördüğünüz Uğur Yücel hakkında internette çok fazla bilgi bulamazsınız. Hatta Google’da “Uğur Yücel” diye arama yaptığınızda karşınıza genellikle ünlü sanatçı çıkar. Bu fotoğrafı bulmak için bile epey uğraştım.

Çünkü Uğur ağabey öyleydi…

Sessizdi.

Mütevaziydi.

Gösterişten hoşlanmazdı.

Sosyal medyayı sevmezdi.

İsminin manşetlerde yer almasını istemezdi.

Onun bütün derdi işi, üretimi ve memleketine faydalı olmaktı.

Oysa ekonomik verileri takip edenler onu iyi tanırdı. Forbes benzeri ekonomi yayınlarında Türkiye’nin en zenginleri arasında adı sık sık geçerdi. Vergi rekortmenleri listelerinde ise çoğu zaman “Adının açıklanmasını istemeyen mükellef” olarak yer alan isimlerden biriydi.

Bir gün Safranbolu’da seyyar arabada köfte-ekmek satan mütevazı bir esnafın yanında küçük bir taburede oturmuş ayranla, köfte-ekmek yerken görmüştüm. Israrla beni de yanına oturttu, bana da köfte-ekmek söyledi.

Milyonlarca liralık yatırımlar yapan bir sanayici olmasına rağmen halktan biri gibi yaşamayı tercih eden ender insanlardandı.

*

Gazeteciliğe yeni başladığım yıllardı.

Bir gün beni ofisine davet etti.

“Karaarslan, yazılarını okuyorum” dedi. “Güzel konulara değiniyorsun. Sana bir soru soracağım. Karabük’e bir hayır işi yapacak olsam okul mu yaptırayım, cami mi yaptırayım, yoksa başka bir şey mi?”

Hiç düşünmeden cevap verdim:

“Yaşlıların kalabileceği bir huzurevi yaptırın.”

“Neden?” diye sordu.

“Okulu devlet yapar, camiyi devlet yapar ya da hayırseverler yapar. Ama Karabük’te yaşlıların sığınabileceği, bakım görebileceği bir yer yok” dedim.

“O işi devlet yapmaz mı?” diye karşılık verdi.

“Okullar var, camiler var ama devlet bugüne kadar böyle bir yer yapmamış. Siz yaparsanız çok hayırlı bir iş olur” dedim.

Bir süre sustu.

Konu değişti.

Sohbet devam etti.

Aradan aylar geçti.

Bir gün Karabük’e Yücel Huzurevi yapılacağı haberini duyduğumda, yıllar önce yaptığımız o konuşma aklıma geldi.

Belki kararını o gün vermemişti.

Belki çok önceden düşünüyordu.

Ama o sohbeti hiç unutmadım.

*

Uğur Yücel, 2024 yılında aramızdan ayrıldı.

Bugün ise yıllar önce hayır için yaptırdığı Yücel Huzurevi hakkında ortaya atılan iddiaları duyunca inanmak istemedim.

Bir ömrün emeğiyle, insanların huzur bulması için yapılan bir kurum hakkında konuşulanlar son derece üzücüdür.

Bu nedenle ilgili kurumların ve yetkililerin konuyu gecikmeden incelemesi, gerekli denetimleri yapması ve kamuoyunu aydınlatması gerekmektedir.

Çünkü bazı eserler yalnızca beton ve demirden ibaret değildir.

Onlar, insanların geride bıraktığı vicdanın, hayır duasının ve hatıralarının da taşıyıcısıdır.

Uğur Yücel’in adı da Karabük’te sadece sanayi yatırımlarıyla değil, yaptığı hayır işleriyle hatırlanmayı hak etmektedir.

Bizi Takip Edin!

19,607BeğenenlerBeğen
2,093TakipçilerTakip Et
1,445AboneAbone Ol

EN SON HABERLER

spot_img